sevgi kelebee etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sevgi kelebee etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16.4.09

Romantik Kanarya'dan...

"Sevdan olmasa, ben de her sabah gazeteye başından başlar; sondan bir önceki sayfayı o koca manşetleri göremeyecek hızla çevirmek gibi bir reflekse sahip olamazdım...yenildiğin günün ertesinde kahvaltımı yapabilir, akşamından da o kadar kalmazdım...

"Sevdan olmasa... içinde oyunun kırıntısı bulunan filmleri kovalamak yerine Lars von Trier'ı , Fellini'yi beğenebilir, hatta Trufo'dan keyif alabilecek kıvama bile gelebilirdim ; yerini, yurdunu bilmediğim tiyatro salonlarına koşar , 3 perdelik bir oyunu sıkılmadan izler , Brecht'in sistem karşıtlığı üzerine ahkam keserdim , gerekirse Godot'yu bile beklerdim... 1 Mayıs'larda utanmaz, olmayan bir devrimci futbol çizgisi üzerinde şaşmadan yürümeye çalışmazdım... Paşaların mı , halkın mı takımısın bilinmez ama sevdan olmasa, ben emekçi kardeşlerimi, simitçi, çırak, boyacı, köfteci kardeşlerimi tanımaz, kardeşim de saymaz , sınıfsal bilince, sınıfsız geleceğe eremezdim... Hakkında yazılmış ve de basılmış her satırı takip edebilmek için para harcamaz; hakem eskilerinin , zirzop spikerlerin kitaplarını almaz; kasanın önünde kolumun altında Fikret Başkaya kitaplarımla daha bir güvenli , entel olmadı asi dururdum... Sırf benziyorsun diye Ankaralı renkdaşına gönlümü vermez, ikinci yüzyıla hazırlanmaz , "bıraktık işi gücü, saldır Ankaragücü" kafasına gelemezdim... Sarı'yı, Lacivert'i renk bilir, böylesine tapmaz kesme işaretleri de kullanmazdım... Benim de rengarenk bir gardrobum, yasak olmayan hediyelerim, sınırsız renk seçeneklerim olurdu... Delinmemiş duvarlar, meşale yakılmamış evler, geri alınmış kira depozitlerim olurdu...

"Sevdan olmasa ben de şarkı sözleri ezberleyebilir, ama melodileri bu kadar aklımda tutamazdım zira her bir tınıyı uğruna beste yapmak için almışım hafızama. Müzikte tavır nedir, nota nedir bilir ama 50 bin kişi nasıl detone olmadan şarkı söyler, nasıl sadece bağırarak dünyanın en güzel sesini çıkarır, nasıl aynı anda zıplayıp aynı anda yere iner akıl sır erdiremezdim...

"Ortaöğretim devamsızlıklarım dengeli dağılır, pazartesileri okula giderdim.. Sabah evden ekmek almaya çıkıp senle buluşmaz, anne babadan izin faslını geçmek için bütün hafta tek simit almadan para biriktirmezdim. Kumaş makası ve pazar dergileriyle konfeti hazırlamaz, Gençlik Parkı’yla, Arjantin 78’le yaşım geldiğinde tanışırdım…Sevdan olmasa, kaçırılacak bir sezon sonu için hayıflanmaz, eşle dostla da böyle yazılar yazmadan adam gibi vedalaşırdım…Eylül’de görüşmek üzere dostlar… "

(Yazının tamamı için buradan buyrun...)

5.12.08

Tatonman


2+2=3 Kişilik:

Veda eder gibi yapıyoruz hep. Yaşama denemesi yaparken araya veda denemeleri sokuşturuyoruz. Hiç gerçekten veda etmiyoruz. Etmeyelim.
Bu kadar çok vedayı kaldırabilecek kadar sağlam değilim zira.

2=3 Kişilik:

Ben olmayı denedim, yanılmadım. Sayende...
Vedayı geciktirmek istedim, başka sıkıntı bulamadım.
Bir vedayı bile kaldırabilecek kadar sağlam değilim zira.

7.11.08

Olmalı mı olmamalı mı?

Yaşamak olsun, ölmek olmasın.
Sevmek olsun, ihanet olmasın.
Özlemek olsun, acı olmasın.
Zevk olsun, zevksizlik olmasın.

Herkes düşünceli olsun, kimse acı çekmesin.
Herkes istediği işi yapsın, kimse para sıkıntısı çekmesin.

"Sen" ol, "ben" olayım, "biz" de olsun...

Fonda çalan şarkı da Ensemble Accentus'tan "Nani, Nani" olsun :

17.10.08

Tarih

4 sene önce dün beni"istediler". Ordaydın.
4 sene sonra bugün boşandım. Ordaydın.
İyi ki varsın...

2.9.08

Deniz Yıldızı'na...

Sen doğmadan bir gün önce annen bana moral veriyordu. Evet, ben de ona vermeye çalıştım ama daha ziyade o ilgilendi benimle. Bugün senin doğacağını bile bile... O denli güçlü bir kadın senin annen. Bunu sakın aklından çıkarma.

Doğduğun gün (bugün) babanla konuştum. Annenin kontrolleri yapılıyormuş, durumu iyiymiş. Senin de durumun iyiymiş. Baban seni kucağına alınca gözlerini açmışsın, bu genelde olmazmış. Bir de babana benziyormuşsun sanırım. Baban "keşke annesine benzeseydi" dedi. O denli seviyor yani anneni, bunu da sakın aklından çıkarma.

Bir de bence babana benzemende bir sakınca yok, güzel bir insan senin baban...

Annenle baban evlenirken ağlamıştım usul usul. Sen doğduğunda da ağladım, hiç de usul usul değildi bu sefer.

Bahtın açık olsun, annenin babanın değerini bil Deniz Yıldızı. En kısa zamanda görüşmek dileğiyle... Güzel kokulu ensenden öpüyorum.

Folyo Teyzen

21.08.2008 İstanbul

12.8.08

Baba

Her yılbaşında
Sana söyleyecek
Bir tek
Sözüm var
"Seni ne kadar çok seversem
o kadar
çok olsun ömründen geçen yıllar..."

Baba!
Babam, ağabeyim, kardeşim, arkadaşım!
Ne zulüm ne ölüm ne korku
Başımı eğmez!
Yalnız senin elini öpmek için
eğilir başım.
Babam, ağabeyim, kardeşim, arkadaşım...

Nazım Hikmet - 1 Ocak 1932

9.11.06

Uyurşapşal!

Zaten dört saat uyumuşum, ölüyorum. Alarmı kapatayım. Bir tane cevapsız arama ve bir mesaj? Uyku(suzluk) sersemi: "Keşke uyumasaydım kesin bi şey oldu!" E çünkü 04:30 ile 08:30 arası bu ne telefon trafiği? Önce mesaj: "Günaydın..." Sevgilim atmış. Şehir dışında ya özletmeyecek kendince. Arayan da odur. 1 cevapsız çağrı. Doli Incapax. Saat 07:20'de aramış. Kesin bi şey oldu! "Dolicim beni aramışsın?" "Ya Folyocum hatırlamıyorum seni aradığımı biliyo musun? Sen uzaklaş benden, kurtar kendini!" "Tamam canım, uyumaya devam et sen."

5.9.06

Birini tanımanın yolunun, onun okuduğu kitapları okumaktan geçtiğini fark ettirdi(n) ailenin diğer delisi. Adını hatırlamadığı(n) ama “bizim kitaplardan” birkaçını teşkil eden kitapları okuduğu(n) ile başlayan ve “kuşakların birbirini anlaması” yatağını bulan bir konuşmada fark ettirdi(n).

Salt benim okuduğum/okuyabileceğim bir kitabı okuması(okuman), böyle bir kitaba tahammül(!) etmiş olması(olman), uzun zamandan sonra ilk defa bana gösterebileceği(n) şeyleri görmeyi reddetmememi sağladı sanırım.

Bunun O’na(sana), bendeki emeğine saygısızlık, büyüklenmenin bir çeşit yansıması olduğunu ise kendim fark ettim. Aferin bana!

O(Sen) ne yaptı(n)? Muhtemelen anlamamdan, kabul etmemden duyduğu(n) mutluluktan ve paylaşmaya doymamaktan akşamüstü arayıp kitap ve yazar adlarını söyledi(n).

“Babalar affeder” der(sin ya) hep… Belki benim de bunu bilmemdir yanlış olan…

DipNot1: Bu sefer seninle paylaştım diye yazmak hevesim kaçmadı bak:)

DipNot2:”Babama mektuplar” yazacağım ben de. Okuduğu mektuplar olmasını umuyorum.

DipNot3: Hep babaya mı yazılır bu mektuplar? Anneyi eninde sonunda anladığımız için mi?

KendimeNot:Anlamaya, anlaşılmaya taktın sen iyice!

19.6.06

En son…


Arjantin dün Sırbistan’a “altı” çaktı be günlük… Maalesef “altı”lara sevinemiyorum artık… O’nun mutluluğuna sevineceğim sadece. “Şehir”de bir eve taşınacak olmamız bile kesmiyor…

-

O?

Kendimden çok sevdiğim…

Çocuğum olana dek, en çok sevdiğim olacağına dair, kendime söz verdiğim…

Bu sözümü tutuyorum belki de…

Uyuyor şimdi karşımda…

Hep mutlu ol, olur mu?

-

Hep en geç uyuyan oldum. Hep düşünen, hep kafasına takan… Hep ilk sarhoş olan ama dağıtmayan… Hep konuşan ama düşünmeye gerek görmeyen, güvenen ama kendisine güvenilmeyen, hakkında itina ile, hüküm verilen ama hüküm vermeyen oldum.

Severim seni günlük… Sen bari yanıltma beni…