Oyunu bıraktık ailecek. Blog okumaya başladım yeniden, bir de yazmak istemeye... Yazma konusunda genel bir isteksizlik/tembellik hakim gördüğüm kadarıyla. Birkaç blogal arı da görmedim değil hani...
---reklam arası---
E! sürekli güncel, ne zaman açsam yeni bir yazı var, çok özeniyorum billahi! Oky
Bey de durmuyorlar efen'im, yazıyorlar sürekli, klip çekiyorlar, bolca güldürüyorlar... Elöy Bey'in cisday'ı çok güncel olmasa da-dinime seven müslüman olsaağ- blog alemine habire yeni sayfalar kattığı için tebrik etmek gerekiyor kendilerini.
---bitti reklam arası---
Geçen hafta Tanıl Bora'yı dinledik sonra, Doli ve kuzenim ile... "Hangi Vatanı Sevmek?" adlı panelde. Yurtseverlik-ulusalcılık-milliyetçilik üzerinde duruldu, farklarına ilişkin tespitler gözler önüne serildi. Çok keyif aldım çook... Sonrasındaki kokteylde gözüm aradı Tanıl Bora'yı, teşekkür etmek için, göremedim. Çıkarken bir arkadaşımı gördüm, havadan sudan konuştuk. Sonra dedim ki "ben çok keyif aldım", o da dedi ki "ne güzel, her zaman bekleriz". Sanırım organize edenlerden biri idi. Sonra çıktık. Kuzenim dedi ki "ne kadar uzun boyluymuş değil mi? kısa gibi görünüyordu". Ben de dedim ki "kim?". "Tanıl Boraa" dedi. "Nerdeydi lan?!" dedim. "Gittiğin masadaydı" dedi. Ki masa 30 cm çapında bir şeydi. Hem üzüldüm hem gıcık oldum kendime. Elalemin adamına çok keyif aldığımı falan söyledim... "Ulan medeni cesaret yoksunu kişi, adamın kendisine söylesene" diye düşünmüştür kesin. Arkadaşım yani. Tanıl Bora duymamıştır umarım. Takarım ben böyle şeyleri. Ayıp oldu adama...
Neşet Ertaş konseri var Vişnelik'te, ona gidiyorum pazar günü. 5 Mayısta da Blind Guardian geliyormuş yine Vişnelik'e. Tam bileti alıyordum ki Gogol Bordello'nun da 26 Mayısta Sabancı Üniversitesi'ne geleceğini gördüm. Hem İstanbul'u özlediğimden hem de sevgilimin çok üstüne gitmemek için vazgeçtim Blind Guardian'dan. 26 Mayıs'ta Gogol Bordello'ya gidiyorum yihhuuu!
(Daha biletimi almadım, bitirmeyin be!)
dedikodu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dedikodu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
27.4.07
9.11.06
Uyurşapşal!
Zaten dört saat uyumuşum, ölüyorum. Alarmı kapatayım. Bir tane cevapsız arama ve bir mesaj? Uyku(suzluk) sersemi: "Keşke uyumasaydım kesin bi şey oldu!" E çünkü 04:30 ile 08:30 arası bu ne telefon trafiği? Önce mesaj: "Günaydın..." Sevgilim atmış. Şehir dışında ya özletmeyecek kendince. Arayan da odur. 1 cevapsız çağrı. Doli Incapax. Saat 07:20'de aramış. Kesin bi şey oldu! "Dolicim beni aramışsın?" "Ya Folyocum hatırlamıyorum seni aradığımı biliyo musun? Sen uzaklaş benden, kurtar kendini!" "Tamam canım, uyumaya devam et sen."
1.5.06
Son birkaç günde öğrendiklerim...
Bakırköy Adliyesi Otoparkı mafyanın elindeymiş.
Çaykovski birkaç defa ihtihara kalkışmış. Hatta bir keresinde zatürre olmak içinMoskova'da buzlu bir havuza girmiş. Zatürreden ölmemiş ama...
Geçen hafta içinde ormanda kaybolan Kosta Rika Çevre Bakanı bulunmuş. Efendiye tapir saldırmış, bilincini kaybetmiş ve bunun üzerine yolu şaşırmış. Bakanın tek başına ormanda ne işi olduğunu öğrenemedim...
Böyleyken böyle...
Çaykovski birkaç defa ihtihara kalkışmış. Hatta bir keresinde zatürre olmak içinMoskova'da buzlu bir havuza girmiş. Zatürreden ölmemiş ama...
Geçen hafta içinde ormanda kaybolan Kosta Rika Çevre Bakanı bulunmuş. Efendiye tapir saldırmış, bilincini kaybetmiş ve bunun üzerine yolu şaşırmış. Bakanın tek başına ormanda ne işi olduğunu öğrenemedim...
Böyleyken böyle...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)