Kitabın ilk kısmında Gulliver Lilliput'a (çocukken cüceler ülkesi sandığımız yer) gider. Lilliput yasalarına göre dolandırıcılık hırsızlıktan daha büyük bir suçtur çünkü; "dikkat, uyanıklık, biraz da zeka bir adamın malını mülkünü hırsızlardan koruyabilir ancak dürüstlük, kendini hiçbir zaman düzenbazlığa karşı koruyamaz."
Güveni kötüye kullanma dolandırılığı ağırlaştırıcı nedendir; ondan daha az cezayı gerektiren bir suç değil...
Lilliput'ta cezalandırmadan ziyade ödüllendirme yasalara uymayı sağlamaya yönelik bir araç olarak kullanılmaktadır. Kişi 73 ay boyunca yasalara uyduğunu ispatlarsa "yasal" (snilpall) unvanını alır ve ödüllendirilir. Adalet simgesinin de önde, arkada ve yanlarda gözleri; sağ elinde ağzı açık, altın dolu bir torba, sol elinde kınının içinde bir kılıç vardır. BU, cezlandırmadan ziyade ödüllendirme amacını temsil eder.
Devlet, insanlar için gerekli olduğundan devlet görevlilerinin ortalama zekâ sahibi olması yeterlidir ancak ahlâk sahibi olması gerekir. Doğruluk, adalet, ölçülülük erdemlerine sahip olmak kişinin elindedir ve bu erdemlerin uygulanması tecrübe ve iyiniyetle desteklendiğinde kural olarak herkes devlet hizmeti için elverişli olacaktır. Oysa yüksek zihin yetenekleri ahlâk yoksunluğunu hiçbir zaman telafi etmez.
"Erdemli birinin bilgisizlikten dolayı düşeceği hatalar; kötü olmaya eğilimli ve ahlâki çöküntüsünü kullanma, çoğaltma ve savunma konusunda usta birinin yaptıklarının yanında, halkın refahı üzerinde doğuracağı ölümcül sonuçlardan daha kötü olamaz."
Nankörlüğün cezası idamdır çünkü nankör kişi insanlığın ortak düşmanıdır. Kendisine iyiliği dokunmuş bir insana kötülük eden insan, kendisine bir faydası olmayan insanlara ne kötülükler yapmaz ki...
Sanığın suçlu olduğuna ikna olunması cezalandırılması için yeterlidir; yasaya harfiyen uyularak resmî kanıtlar bulunmasına gerek yoktur. (Bu kısım sanki Türkiye'deki uygulamaya benziyor.)
Lilliput yasalarında ahlâk, adil olmak, ölçülülük gibi değerlerin (irrasyonel unsurların) yüceltildiğini görürüz. Gulliver'imiz burada, bu sevimli yaratıklarla da mutludur. Ama Kralın yandaşlarınca dolduruşa getirilmesi sonucu ülkeden ayrılmak zorunda kalır.
Gulliver'in gittiği diğer yerlerde hukukla ilgili pek bir yoruma rastlamıyoruz.
Kitabın son bölümünde, at suretindeki yaratıkların akıllı, rasyonel ve nedensel olarak ahlâklı olduğu Houyhnhnmlar ülkesinde insan suretinde akılsız, dolayısıyla ahlâksız yaratıklar vardır. Houyhnhnmlar ülkesi Gulliver'in yaşadığı sürece gerçekten mutlu olduğu ama ayrılmak zorunda kaldığı tek ülkedir. Houyhnhnmların efendisi Gulliver'den İngiliz hukuku ile ilgili bilgi vermesini ister ve yürürlükteki hukuku kimlerin uyguladığını sorar. Ona göre; doğa ve akıl, insanlar gibi akıllı olduğunu sanan hayvanlar için neyin yapılıp neden kaçınılacağını göstermede yeterince kılavuzluk etmektedir.
Burada hukuk kuralları ve diğer bütün normlar rasyonel olmaklığıyla yüceltilir.
Üşengeçliğimden daha derin analizler yapamadım. Yetişkinken bir kez daha okunması gerektiğini söylemekle yetineyim.
Güveni kötüye kullanma dolandırılığı ağırlaştırıcı nedendir; ondan daha az cezayı gerektiren bir suç değil...
Lilliput'ta cezalandırmadan ziyade ödüllendirme yasalara uymayı sağlamaya yönelik bir araç olarak kullanılmaktadır. Kişi 73 ay boyunca yasalara uyduğunu ispatlarsa "yasal" (snilpall) unvanını alır ve ödüllendirilir. Adalet simgesinin de önde, arkada ve yanlarda gözleri; sağ elinde ağzı açık, altın dolu bir torba, sol elinde kınının içinde bir kılıç vardır. BU, cezlandırmadan ziyade ödüllendirme amacını temsil eder.
Devlet, insanlar için gerekli olduğundan devlet görevlilerinin ortalama zekâ sahibi olması yeterlidir ancak ahlâk sahibi olması gerekir. Doğruluk, adalet, ölçülülük erdemlerine sahip olmak kişinin elindedir ve bu erdemlerin uygulanması tecrübe ve iyiniyetle desteklendiğinde kural olarak herkes devlet hizmeti için elverişli olacaktır. Oysa yüksek zihin yetenekleri ahlâk yoksunluğunu hiçbir zaman telafi etmez.
"Erdemli birinin bilgisizlikten dolayı düşeceği hatalar; kötü olmaya eğilimli ve ahlâki çöküntüsünü kullanma, çoğaltma ve savunma konusunda usta birinin yaptıklarının yanında, halkın refahı üzerinde doğuracağı ölümcül sonuçlardan daha kötü olamaz."
Nankörlüğün cezası idamdır çünkü nankör kişi insanlığın ortak düşmanıdır. Kendisine iyiliği dokunmuş bir insana kötülük eden insan, kendisine bir faydası olmayan insanlara ne kötülükler yapmaz ki...
Sanığın suçlu olduğuna ikna olunması cezalandırılması için yeterlidir; yasaya harfiyen uyularak resmî kanıtlar bulunmasına gerek yoktur. (Bu kısım sanki Türkiye'deki uygulamaya benziyor.)
Lilliput yasalarında ahlâk, adil olmak, ölçülülük gibi değerlerin (irrasyonel unsurların) yüceltildiğini görürüz. Gulliver'imiz burada, bu sevimli yaratıklarla da mutludur. Ama Kralın yandaşlarınca dolduruşa getirilmesi sonucu ülkeden ayrılmak zorunda kalır.
Gulliver'in gittiği diğer yerlerde hukukla ilgili pek bir yoruma rastlamıyoruz.
Kitabın son bölümünde, at suretindeki yaratıkların akıllı, rasyonel ve nedensel olarak ahlâklı olduğu Houyhnhnmlar ülkesinde insan suretinde akılsız, dolayısıyla ahlâksız yaratıklar vardır. Houyhnhnmlar ülkesi Gulliver'in yaşadığı sürece gerçekten mutlu olduğu ama ayrılmak zorunda kaldığı tek ülkedir. Houyhnhnmların efendisi Gulliver'den İngiliz hukuku ile ilgili bilgi vermesini ister ve yürürlükteki hukuku kimlerin uyguladığını sorar. Ona göre; doğa ve akıl, insanlar gibi akıllı olduğunu sanan hayvanlar için neyin yapılıp neden kaçınılacağını göstermede yeterince kılavuzluk etmektedir.
Burada hukuk kuralları ve diğer bütün normlar rasyonel olmaklığıyla yüceltilir.
Üşengeçliğimden daha derin analizler yapamadım. Yetişkinken bir kez daha okunması gerektiğini söylemekle yetineyim.