26 yaşında... Ama daha "masum" bakıyor. Olayın ne olduğunu sorduğumda cevap alamıyorum. "Silahlı yağma yazıyor burda ama ben hiçbi' şey bilmiyorum. Elime silah bile almadım ben" diyor. Şüphelenilecek ne yaptığını bilmiyor...
Babası yalnız bırakmak istemiyor onu, yanından hiç ayrılmıyor...
Dosyayı inceleyip, suçun babayanındasöylenebilecek suçlardan olmadığını görünce kenara çekiyorum... Klasik "ben seni savunmak için burdayım, ailene bile söylemeyebilirsin ama bana söyleyebilirsin/söylemelisin her şeyi, ben kimseye bir şey söylemeyeceğim" ile güvenini kazandıktan sonra olayı anlatıyorum:
- İki kişi travesti olarak çalışan (dosyada aynen böyle yazıyor) iki kişiyle birlikte olmak için anlaşmışlar. Eve gelince bıçak çekip paralarını ve bileziklerini almışlar. Sanıklardan birinin adı biliniyor, adresi bilinmiyor... Diğerinin adını bilmiyorlar ama telefon numarasını biliyorlar. O numarayı Turkcell'den sorduklarında senin adını vermişler. Bir de tarif sana uyuyor. Yapmadın değil mi böyle bi' şey?
- (Uzun süre unutamayacağım masum ve şaşkın bir ifadeyle) Hayır! Telefon numarası neymiş? Benim adıma bir sürü telefon hattı var...
- Bilmiyorum, dikkat etmedim. (En önemli şey oysa salak!) Şimdi savcı sorar zaten sana... Kibar bir adama benziyor ama ben yine de uyarayım; sıkıştırabilir, sert çıkabilir, sakin kalmaya çalış...
- Tamam...
- Hadi babanın yanına gidelim.. Merak etmesin...
- Tamam...
- Bir de tutuklama isteyebilir, küçük bir ihtimal ama hazırlıklı ol.
- N'olur isterse?
- Mahkeme'ye gideriz burdan, hakim karar verir. Dediğim gibi küçük bir ihtimal...
- (Ürkek bakıyor...) Tamam...
Yarım saat sonra giriyoruz odaya... Savcı telefon numarasını söylüyor, kime ait olduğunu soruyor? Kendi adına olduğunu ama kuzeninin kullandığını söylüyor. Diğer şüphelinin ismini soruyor savcı... Onun da uzaktan akraba olduğu ortaya çıkıyor... Rahatladığı iki yana sarkan kollarından anlaşılıyor... Savcı "getirebilir misin onları buraya?" diyor. "Tabii getiririm" diyor... Çıkıyoruz odadan, babaya "bizle alakası yok, ...'nın işi" diyor. Baba-oğul yarı hafiflemiş bir halde, teşekkürler ederek ayrılıyorlar...
Büroya geliyorum, üzerinde çok durmadan şöyle bir anlatıyorum... "Ne temiz iş" olduğunu düşünüyorum.
Dün geceye kadar...
Gece yarısı, birden aklıma masum, ürkek bakışlar geliyor; sanki göğsümü çiziyor, kanatıyor...
Bir soru geliyor aklıma, soruyorum: "Suçlu birini mi yoksa suçsuz birini mi savunmak daha kolay?"
Bir ses duyuyorum: "Sen çok iyi bir insansın..." (Yüksek sesle mi sordum?)
Bu değil cevap... Bulamadığın için kızmıyorum, çünkü ben de bulamıyorum...
Babası yalnız bırakmak istemiyor onu, yanından hiç ayrılmıyor...
Dosyayı inceleyip, suçun babayanındasöylenebilecek suçlardan olmadığını görünce kenara çekiyorum... Klasik "ben seni savunmak için burdayım, ailene bile söylemeyebilirsin ama bana söyleyebilirsin/söylemelisin her şeyi, ben kimseye bir şey söylemeyeceğim" ile güvenini kazandıktan sonra olayı anlatıyorum:
- İki kişi travesti olarak çalışan (dosyada aynen böyle yazıyor) iki kişiyle birlikte olmak için anlaşmışlar. Eve gelince bıçak çekip paralarını ve bileziklerini almışlar. Sanıklardan birinin adı biliniyor, adresi bilinmiyor... Diğerinin adını bilmiyorlar ama telefon numarasını biliyorlar. O numarayı Turkcell'den sorduklarında senin adını vermişler. Bir de tarif sana uyuyor. Yapmadın değil mi böyle bi' şey?
- (Uzun süre unutamayacağım masum ve şaşkın bir ifadeyle) Hayır! Telefon numarası neymiş? Benim adıma bir sürü telefon hattı var...
- Bilmiyorum, dikkat etmedim. (En önemli şey oysa salak!) Şimdi savcı sorar zaten sana... Kibar bir adama benziyor ama ben yine de uyarayım; sıkıştırabilir, sert çıkabilir, sakin kalmaya çalış...
- Tamam...
- Hadi babanın yanına gidelim.. Merak etmesin...
- Tamam...
- Bir de tutuklama isteyebilir, küçük bir ihtimal ama hazırlıklı ol.
- N'olur isterse?
- Mahkeme'ye gideriz burdan, hakim karar verir. Dediğim gibi küçük bir ihtimal...
- (Ürkek bakıyor...) Tamam...
Yarım saat sonra giriyoruz odaya... Savcı telefon numarasını söylüyor, kime ait olduğunu soruyor? Kendi adına olduğunu ama kuzeninin kullandığını söylüyor. Diğer şüphelinin ismini soruyor savcı... Onun da uzaktan akraba olduğu ortaya çıkıyor... Rahatladığı iki yana sarkan kollarından anlaşılıyor... Savcı "getirebilir misin onları buraya?" diyor. "Tabii getiririm" diyor... Çıkıyoruz odadan, babaya "bizle alakası yok, ...'nın işi" diyor. Baba-oğul yarı hafiflemiş bir halde, teşekkürler ederek ayrılıyorlar...
Büroya geliyorum, üzerinde çok durmadan şöyle bir anlatıyorum... "Ne temiz iş" olduğunu düşünüyorum.
Dün geceye kadar...
Gece yarısı, birden aklıma masum, ürkek bakışlar geliyor; sanki göğsümü çiziyor, kanatıyor...
Bir soru geliyor aklıma, soruyorum: "Suçlu birini mi yoksa suçsuz birini mi savunmak daha kolay?"
Bir ses duyuyorum: "Sen çok iyi bir insansın..." (Yüksek sesle mi sordum?)
Bu değil cevap... Bulamadığın için kızmıyorum, çünkü ben de bulamıyorum...
3 yorum:
"ben kimseye bir şey söylemeyeceğim"
Allah'tan kimseye söylemediniz :)
aaa! size söylemişim yanlışlıkla :(
neyse ki yabancı değiliz, onun söylediklerini biz yazıyoruz ne de olsa :)
Yorum Gönder